SOFTI İzmir Web Tasarım © 2024. Tüm hakları saklıdır.

Veteriner Hekim Tahir S. YAVUZ

  1. Anasayfa
  2. »
  3. Kuzu
  4. »
  5. KUZULAR ÖLMESİN

KUZULAR ÖLMESİN

Tahir YAVUZ Tahir YAVUZ - - 6 dk okuma süresi
368 0


Tabii ki, oğlaklar da ölmesin. Bu yazı oğlaklar için de
geçerlidir.

Zaten bakteriyel, viral etkenlerden meydana gelen hastalıklar
sonucu daha doğmadan önce çok sayıda kuzu ve oğlak kaybediyoruz. Mantar,
protozoa etkenli hastalıkları ve mineral noksanlıklarını da katarsak bu sayı
daha da yükseliyor.

Bunlara karşı önlemler alalım. Ama, en azından canlı doğan yavruları
yaşatalım. Canlı doğan yavruları daha sonra E. coli ishalinden, Kriptosporidiosis
(Kripto) ve Koksidiyoz’dan kaybediyoruz.

Ne yazık ki bunlarla kalmıyor. Kuzu kayıplarında etkili olan
3 ana kayıp sebebi var. Irk, cinsiyet ve ilk doğum. Örneğin; küçük doğan
yavrular çoğunlukla tehlikede olurlar. Çoklu doğum yapan ırkların yavruları
diğer ırkların yavrularına göre daha fazla risk altındadırlar. Bu sebeple daha
özenli, daha dikkatli bakım ve beslemeye gerek duyulur. Dişi kuzuların doğum
ağırlıkları erkeklerden biraz daha düşük olur. Dişi kuzuların bu sebeple daha
fazla özenli bakıma ihtiyaçları vardır.

Açlık ölüm sebeplerinden biri olmaktadır. Özellikle ‘’kalabalık’’
büyük bir risk oluşturur. Annelik güdüleri zayıf olan, ilk doğumunu yapmış koyunlar
yavrularını emziremezlerse onları gözleyip yardım etmek gerekir.

Kuzular soğuktan çabuk etkilenirler. Bu da gözlem ve acil
yardım gerektiren bir durumdur. Üşüyen, titreyen, annesinin memesini bulamayan
kuzuları iyi bir gözlemle, erken zamanda keşfedip, onlara yardım etmek şarttır.
Ağız sütünü alamayan veya tam olarak alamayan kuzular tehlikededir. Gerekirse
sonda ile verilmeli, ama mutlaka ağız sütü almaları sağlanmalıdır.

Barınaklarda kötü havalandırma, aşırı nem, kötü direnaj
başlıca tehlike yaratan durumlardır.

Sürü yönetiminin temeli olan ‘’Kuru ve Temiz’’ ilkesi burada da
geçerlidir.

Kuzu kayıplarına yol açabilecek olan diğer hastalıkları da şöyle
sıralayabiliriz;

Islak Ağız Hastalığı, Cılız Kuzu Sendromu, Selenyum, E
vitamini eksikliği (Beyaz Kas Hastalığı), Kobalt eksikliği, Bakır eksikliği (Enzootik
Ataksi), Doğmasal anormallikler, örneğin; anüsün doğuştan olmaması (Atresia Ani),
örümcek kuzu sendromu (Spider Lamb Syndrome), zatürre, çoklu eklem yangısı
(Poliarthritis) ve kazalar.

Tüm bu sebepleri gözden geçirirsek, ne gibi koruyucu önlemler
almamız gerekir? Islak ağız hastalığının da sebebinin E. coli olduğunu unutmayalım.
Doğum öncesi E. coli ve Klostridyum aşılarını, tekrarlarıyla birlikte yapmak
şarttır. O sebeple doğuma 40 gün ve 20 gün kala 2 kez (rapelli) aşılama
gerekir.

Aşılamalar kadar önemli olan diğer konu; iyi gözlemdir. İshali
görür görmez derhal hastaları ayırmak, su ve elektrolit karışımları vermek
kayıpları önleyecektir.

Doğum sonrası aynı etken maddelerle hazırlanmış antiserumlar
mutlaka yapılmalıdır. Böylece Çoklu Eklem Yangısı (poliarthrit) de önlenmiş
olacaktır. Göbek kordonunun iyotlu bir solüsyonla dezenfeksiyonu başlıca koruyucu
hekimlik uygulamasıdır. Hatta, 2 saat sonra tekrarının daha büyük yararı vardır.

Doğum öncesi dönemde Klostridyum, E. coli aşılarının yanı sıra
Pastörella aşısının yapılması, bu dönemde parazit mücadelesinin uygulanması
gerekir. Bölgesel olarak sorun varsa, daha önce bölgede hastalık çıkmış ise,
doğum öncesi Leptospiroz aşısının yapılması da uygun olur.

Parazit mücadelesi ve aşıların doğumdan önceki günlerde
yapılması konusunda üretici dostlarımızın ‘’yavruya zarar verir mi?’’ şeklinde
çekinceleri vardır. Fakat, aksine bu dönem, yani doğum öncesi günler aşılama ve
parazit ilaçları konusunda en önemli dönemdir.

Doğum öncesi günlerde anne adaylarını yemlerine Bakır,
Selenyum, İyot, Kobalt içeren yem katkılarının düzenli olarak katılması bunların
eksikliği ile ilgili kayıpları önleyecektir. İyot eksikliğinin Guatr hastalığı ve
tüysüz, cılız kuzu doğmasına sebep olacağını hatırlayalım.

İkiz, üçüz doğumları çok olan ırkları yetiştirmeyi seçen üreticiler
doğum esnasında ve doğumu takip eden dakikalarda iyi gözlem yapmayı ve büyük
özen göstermeyi baştan kabul etmiş olmalıdırlar. Yoksa yavru kayıpları fazla
olur.

Son olarak anormal yavruları ele alalım. Dışkı deliği olmadan
doğan kuzular ve oğlakların asıl sorunu bu anormalliğin kalıtsal olmasıdır.
Böyle yavru doğuran anneler işaretlenmeli ve tekrar gebe bırakılmamalıdır.

Örümcek Kuzu Hastalığı (Spider Lamb Syndrome)’da bir kalıtsal
bozukluktur. Daha çok ‘’siyah başlı’’ ırklarda görüldüğü bilinen bu bozukluk ortaya
çıkarsa, onları doğuran annelerin tekrar gebe bırakılmaması yerinde olur.

Görüldüğü gibi; yavru kayıplarımıza yol açan birçok sebep
vardır.

Ancak; tümünün de ‘’koruyucu hekimliği’’ yani alınacak olan
önlemleri bilinmektedir. Gerekli önlemler alınırsa, hayvancılığın kendine özgü
kurallarına uyulursa yavru kayıplarımız en az seviyeye düşecek, bu sayede
yetiştiricilerimiz ve ülkemiz daha kazançlı olacaktır.

25 KASIM 2019

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir